31 Ekim 2010 Pazar

FIRIN KARNABAHAR..


sezonumu bu tarifle açıp ısrarlı bir şekilde denemenizi tavsiye ediyorum...

malzemeler:

orta boy karnabahar
2 yumurta
4 kaşık yoğurt
3 kaşık un
1 çaybardağı sıvıyağ
1 çay bardağı süt
maydanoz
kaşar peynir
pulbiber, tuz

yapılışı:

karnabaharlar haşlanır. orta boy bir borcama dökülür. başka bir yerde yumurta, un, süt, sıvıyağ, yoğurt, maydanoz, pulbiber ve tuz karıştırılıp karnabaharların üstüne ilave edilir. en üste kaşar rendesi ile fırına verilir.150 derecelik bir fırında pişirilir..afiyet olsun...

fotografını cekemeden tukettık...bır sonrakı yapılısa kısmet olursa ceker yayınlarım...afıyet olsun...

7 Ekim 2010 Perşembe

YENİDEN...

kış geldi...
evdeyiz..
ve tariflerle
ve yeni fotoğraflarla..
yine inşallah birlikteyiz.....

11 Ağustos 2010 Çarşamba

HOŞGELDİN RAMAZAN...




bereket ve huzur ayı...
hoşgeldin...
evlerimize şeref verdin...
merhamet ve lütuf ayı..
hoşgeldin....

5 Ağustos 2010 Perşembe

FIRIN SÜTLAÇ


eşimin sevdiği tatlılardan bitane daha... yapmak için daha mühim bir sebep olamaz.....

malzemeler:

1,5 çay bardağı pirinç
1 lt su
1 lt süt
3 su bardağı şeker
2 yemek kaşığı pirinç unu
1 yemek kaşığı nişasta
2 yumurta sarısı

yapımı:
pirinçler iyice yıkanınca derin bir tencereye alınır. su ilave edilip pirinçler şişinceye dek pişirilir ( suyunu biraz çekmiş ve pirinçler patlamış olacak). süt eklenip bir miktar kaynatılır. başka bir kapta nişasta ve pirinç unu soğuk su ile karıştırılır..pişen sütlaçtan bir kepçe alınıp ılıştırılır ve karışıma  ilave edilir. 10 dk kadar pişirilir. şeker ilave edilip bir taşım kaynatılır.. ve ocaktan alınır...
yumurta sarıları ayrı bir kapta çırpılır.. sütlaçtan 2 kepçe alınıp karıştırılarak ılıtılır. ve sütlaça dökülür. ısıya dayanıklı kaplara paylaştırılır ve tepsiye dizilir.. tepsinin içine kapların yarısını geçecek şekilde su doldurulur. önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırında pişirilir. istenen kabuk kıvmına göre fırından alınır.
afiyet olsun....

3 Ağustos 2010 Salı

KÜÇÜCÜK TATİL..


ama bu kadar mı iyi gelir insana ?
saatlerce kalcak yer arasakta, kaldığımız yer "artık biyer olsun da neresi olursa olsun"  duyguları ile bulunduğu için vasat olsa da, mehmetfikri'yi çişe alıştırma döneminde olduğumuz için otobanlarda lazımlıkla  "İŞTE TÜRKİYE"  fotoğrafları versek ve kamyonculara rezil olsakta unutmayacağım bir güzellikte; oğluşum, babamız ve ben çok hoş bir kaçamak yaptık bu hafta sonu...inşallah tekrarını ve devamını yaparız...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

...ZEYTİNYAĞLI BAMYA..


çevremdeki herkeste aynı yakınmalar var bu sıralar. " halsizim, canım bişey yapmak istemiyor, uykum var vs vs". sanırım bu tarif herkese hitap edecek. özellikle şu sıcaklarda, kolumuzu bile kıpırdatamadığımız şu günler de halsizliğin en güzel ilaçlarından biridir bamya..

herkese inat çok severim ben bu yemeği. ayıklanması zor evet kabul ediyorum biraz itina istiyor.. ama farklı yapım teknikleri bilinen görüntüsel olumsuzluklarını önlüyor.. faydaları da cabası zaten.. kabızlığı, sindirim sistemi bozukluklarını önlüyor. kanı temziliyor. A, B1, B2 ve C vitaminlerince; magnezyum ve demir minerallerince zengin bu sebze her açıdan sofralarımızda olmayı hakediyor..

malzemeler:
1 kg bamya ( uç kısımları derine inmeden kesilip ayıklanmış)
2 adet soğan
yarım limon
zeytinyağı
3 adet domates
tuz, şeker

yapımı:
bamyalar limon suyu ile bir miktar kavrulur. ayrı bir tencerede soğanlar zeytinyağında kavrulduktan sonra domatesler ilave edilir. üzerine bamyalar eklenir, tuz ve şeker ilave edilip 2 bardak su ile pişmeye bırakılır. en küçük gözde ve en kısık seviyede pişirilir. su ayarı birazda kişiye kalmış.sevdiğiniz diriliğe göre arttırılabilir..
şimdiden afiyet olsun..

not: fotoğraf makinemin bir türlü elime geçememesi ve bir sürü aksilik nedeniyle fotoğraf çekemedim.. yeniden yaptığımda çekip yayınlıycam..

17 Temmuz 2010 Cumartesi

NASIL YANİ...


dün akşam eşimin işi nedeniyle Sarıyere geçtik. iş bitiminde özel sağlık sigortasıvari bir kurumundan meşhurrrrr plaj+restaurant+camping firmasına  ait bedava giriş hakkımızın olduğu mesajı geldi. bir bakalım dedik. gerçekten temiz, güzel görünümlü, elit kişilerin müdavimi olduğu class???? bu plajın görevlisiyle görüşmek istedik. ama daha dışarıda konumunun ne olduğunu anlayamadığım bir görevli  ilgisiz, soğuk, ağzında sakız ve bizi hiç umursamayan bir tavırla zaten sizi umursamıyorum ne işiniz varki burda bikere yakışmıyorsunuz buraya der gibi "burda ne biz size uyarız ne siz bize zaten tesettürlü almıyoruz buraya; elbiseyle denize girilmez burda"  demezmi. yani devlet dairesi mi yaa burası dedim. inanamadım. elbiseyle girilmez...elbiseyle girilmez.. elbiseyle girilmez. tesettürlü almıyoruz..kafamda resmen dentritlerim nöronlarıma karıştı. elektrikler kesildi. inanamadım. bizi nezih müşteri sınıfının yanına yakıştıramadı. ki yanımdan geçen kendisini hiç tanımadığım oranın daimisi olduğu belli, gayet hanım hanımcık, kültürlü, şık kırmızı elbiseli bir bayan bana "merhaba" diyecek kadar durumu umursamazken...
yok şimdi kocam bizi denize götürmeyip eve kapatsa çağdışı olur..
sadece tesettürlülerin girebildiği en azından bu muameleyi görmeyeceğimiz bir plaj istesek bu sinirle, dini alet edip çıkar sağlamış olurum.
oğlumun d vitamini, güneş, kum ihtiyacını düşünmesek ""ya bu devirde bu anlayış!! internetin mi yok tv demi seyretmiyorsun artık heryer doktor dolu anlatıyolar ya....""diye söylenir dururlar..
sonra bunu blogunda mesele haline getirincede "" şuna bak ne de çok şey biliyormuş, bunlarda iyice herşeye elini atmaya başladı valla sonumuz hayrola"" diye geleceklerinden kaygı duyarlar..
kim geleceğe umutsuzca bakmalı acaba..
ya da kim denizine bile layık görmüyor beni bu İstanbul'un..
kırmızı elbiseli hanımın bundan rahatsız olmadığı çok açıkken üstelik...
neyse girmeyiz bizde plajınıza...
sizin olsun...
haaa bu arada biz denize elbiseyle girmiyoruz. kendimizce tesettür mayomuz var. hiç tv de mi seyretmiyorsun Allah aşkına...